Şifa veren eller

Şifa veren eller

Fizyoterapist, fizyoterapi alanında 4 yıllık lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık profesyonelleri mensubudur. Tedaviye ilave olarak mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı protokolleri belirler, planlar ve uygular. Kas-iskelet sisteminin fonksiyon bozukluklarından dolayı oluşan sakatlıkları tedavi edici ve önleyici yöntemler konusunda yetkindir. Alınan 4 yıllık yoğun eğitim sonrasında her türlü rehabilitasyon konusunda donanımla mezun olan fizyoterapistler pratik tecrübelerini belli branşlara odaklayarak ya da akademik alanlarda uzmanlaşmaktadırlar. Günümüzde birçok ilimizde fizyoterapistler uzmanlaştıkları branşlarda çok başarılı hizmetler vermektedir.

Tecrübeli bir fizyoterapist, ayrıntılı bir değerlendirme yaparak hastasının şikayetinin gerçek nedenini bulur ve onu iyileştirmek için bütüncül düşünerek tedavi programını planlar. Diğer sağlık profesyonelleri ile beraber ekip halinde çalışarak hastalarını en üst fonksiyonelliklerine ulaştırmaya çalışırlar. Amaç iyileşme sürecini hızlandırmak, tekrar fonksiyonelliği kazandırmak, kişinin tüm fiziksel potansiyelini ortaya çıkarmasını sağlamak, vücut farkındalığını arttırarak bedeninin doğru kullanımını öğretmektir. Bunu başarmanın en iyi yolu fizyoterapist ve hastanın güven ve gelişime dayalı bir ilişki inşa etmesinden geçer.

Fizyoterapist her yaş grubundan insanı tedavi etme yetkinliğindedir. Aynı zamanda sakatlık önleyici yaklaşımlarla da toplum sağlığına katkıda bulunmaktadır. İşimizin büyük bir kısmında hastamıza rehberlik etmemiz de gerekir. Dolayısıyla bu üç aşama özetle sakatlıkları önlemek, tedavi ve rehberlik etmek olarak sıralanabilir.

Başka ülkelerde mesleğimize daha fazla değer veriliyor

Yurtdışında çalışmam sebebiyle mesleğimize burada verilen değerin ülkemizden çok farklı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bizlerle aynı eğitimi almış meslektaşlarımız burada hastalarının rehabilitasyon aşamasında tek yetkililer. Manuel terapi konusunda uzmanlaştıklarında ise hastalarına herhangi bir doktor sevki veya referansı olmaksızın müdahale edip, gerekirse resmen istirahat verip, farklı tetkiklerini talep edip değerlendirebiliyorlar. Alınan vaka sayısı açısından Türkiye çok daha tecrübeli fizyoterapistlere sahip olmasına rağmen maalesef halen ülkemizdeki sağlık sisteminde “kim neyi yapabilir-neyi yapamaz, kim söz sahibi-kim değil, kim kimi kontrol etmeli” gibi konular tartışılıyor.

Yoğun çalışan birçok meslektaşım ailelerinden çok hastaları ile vakit geçirmektedir. Bir yandan özveriyle onların hayat kalitelerini geri kazandırmak için fiziksel ve zihinsel maksimum performanslarını kullanırken, diğer yandan sağlık kanunlarımızda fizyoterapistlerin iş tanımındaki eksiklikler sebebiyle çoğu meslektaşım, donanımının ve kapasitesinin altında çalışıyor.

Kendini gerçekleştirme ve geliştirme şansı verilmeyen bu arkadaslarımızın mesleki azminin köreltilmesi ise en kötüsü olsa gerek...

Çeşitli nedenlerle günümüzde gelinen noktada emeklerinin karşılığını alamadıkları gibi maaşları her geçen gün tatminkar olmaktan uzaklaşmaktadır. Özellikle İstanbul ve Ankara dışındaki birçok sehirde fizyoterapistler malesef durumu kabullenip gösterilen sistemde çalışmak zorunda kalmaktadır. Ülkemizdeki çalışma şartlarına mesleğin fiziksel ve emosyonel yıpratıcılığını kattığınızda, avrupa ülkelerinde sağlık çalışanlarına tanınan erken emeklilik imkanının, ülkemizde fizyoterapistlere de verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Herşeye rağmen birçok  fizyoterapist mesleğine aşıktır. Çünkü bizim mesleğimiz ancak sevgiyle, sabırla yapılabilir. Benim gibi mesleklerinin 17. yılında yada daha sonrasında olsalar bile, yüzlerinde gülümsemeleri ve dinamizmleri eksik olmadan var güçleriyle çalışmaya devam ederler. Ve çünkü hastalarının hayatlarında yarattıkları küçük bir farkın dahi büyük bir anlam ifade ettiğini çok iyi bilirler!