Kafeinin kronik ağrı sendromuyla ilişkisi

Kafein, günlük hayatta sıkça adını duyduğumuz, bazı kişiler için kolalı içecekler, bazı kişiler için kahve ve çay ile özdeşleşen bir maddedir. Hakkında yapılan araştırmalar, yazılan makaleler, verilen örnekler incelendiğinde kafeinin yaşam standartlarımızın değişiklik gösterdiği son yıllarda gittikçe artan kronik ağrı sendromu ile ilişkilendirildiğini görebiliyoruz.(7)

Günümüzde birçok yetişkin bireyler için, kafein artık düzenli olarak alınan bir madde haline gelmiştir. (8)

Kafein nedir?

Kafein; teinmatein ve guaranin olarak da bilinir. Bir alkaloid (bitki tarafından doğal olarak üretimi yapılan kimyasal bileşik) olan kafein doğal olarak kahvede, çay yapraklarında, guarana’da (Brezilya yağmur ormanlarında yetişen bir bitki), yerba mate’de (Paraguay çayı) ve kakao içinde bulunur. Kafeinin karakteristik, yoğun bir acı tadı vardır. İlk olarak Alman kimyager Friedich Ferdinand Runge tarafından 1819'da bulunmuştur. Runge aynı zamanda kafein ismini kimya literatürüne geçirmiştir. Bu ismi kahveden yararlanarak vermiştir.(1-2)

Kimyasal olarak (1, 3, 7-trimethoprim) şeklinde adlandırılır. Moleküler yapısı ise şekildeki gibidir.

Kafeinin sentetik olarak elde edilebilmesinin ardından bu madde endüstride de kullanılmaya başlandı. Ancak yine yapılan araştırmalarda sentetik kafein ile doğal eldeli kafein arasında hiçbir kimyasal fark bulunamadı. (2)

Enerji içecekleri ve kolanın büyüyen popülaritesiyle birlikte aileler de kendi çocuklarının vücutlarına ne kadar kafein girdiği konusunda endişe etmeye başladılar. Amerikan pediatri akademisi, adölesanlar (çocuk ile 18 yaş arası gençler) için günlük maksimum kafein alımının 100 mg olması gerektiğini açıkladı ve adölesanların kafeinli içecekleri sürekli olarak içmemelerini önerdi.(8)
Günlük olarak kullandığımız içeceklerin kafein içeriklerine bakacak olursak:

 

 

Ağrı

Ağrı, hali hazırda mevcut veya olabilecek doku tahribatını belirten hissi bir deney ve hoş olmayan bir duyu algılamasıdır. Ağrı mekanizması şu şekilde özetlenebilir: Vücudun içinden veya çevreden oluşan bir hastalık veya fiziki uyarı sonucu bir sinir uyarımı, bu uyarıyı alan duysal sinir lifleri ile çevresel sinirler içinde omurilik arka boynuzuna taşınır. Bu arka boynuzdan yukarı doğru merkezi sinir sistemine doğru ilerleyen lifler ile algılanan ağrı, beyinde ağrı merkezinde kişiyi uyararak harekete geçilmesini sağlar. Oluşan hareket, ağrı kaynağı dışarıdan fiziki bir uyaran ise organizmanın motor sinirleri harekete geçirerek bu ağrılı uyarandan kaçması veya iç organlardan gelen bir ağrı için gereken tedbirlerin, örneğin kaynağının araştırılmasıdır.(8-9)

Akut ağrı kısa sürelidir, anlıktır veya saatlerce sürer; bazen de ataklar halinde olur ve haftalar ve aylarca, hastalık hali sona erene kadar devam eder. Bu durumun önceden bilinen bir başlangıcı, orta devresi ve sonu vardır.

Kronik ağrı ise devam eder; devamlıdır veya aralıklar ile gelir ve hastanın tüm iyi olma halini, iş görme yeteneğini ve hayat kalitesini etkiler.

Ağrı tanımı ve şiddeti belirlenirken, aşağıdaki sorulara cevap aranmalıdır:

P Palliative or provocative factors: ‘What makes it less intense?’ (Ne yapınca daha az yoğun hissediliyor?)

Q Quality: ‘What is it like?’ (Neye benziyor?)

R Radiation: ‘Does it spread anywhere else?’ (Yayıldığı bir yer var mı?)

S Severity: ‘How severe is it?’ (Ne kadar ciddi ve şiddetli?)

T Temporal factors: ‘Is it there all the time, or does it come and go?’ (Sürekli bir ağrı var mı yoksa gelip geçici tipte mi?)

Ağrı kendisinden korkulmasına neden olur, kişi kronik ağrıya maruz ise ağrı gelmeden önce bundan korkar hale gelir. Bu korku ve ağrı ile baş edememe ve hayatın tadının kaçması kişiyi depresyona sokar. Ağrı, korku ve bunalım uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluk ile merkezi sinir sisteminde tüm denge bozulur ve bu durum şiddetli genel adele kasılmaları ve gerginliğine neden olur. Adelelerin uzun süre gergin kalması da ağrı kaynağıdır ve bu durum şiddetli bir kısırdöngüye yol açar.

Ağrı şiddeti belirlenirken kullanılan yöntemlerden en sık tercih edileni VAS’tır (Visual Analog Skala). VAS yani görsel analog ölçü skalasının maalesef kronik ağrıyı değerlendirmede ortaya çıkan pek çok zayıf tarafı vardır. Bu testin hassaslığı, kronik ağrı ile beraber giden ve bu durumu etkileyen hastanın bilgi, görgüsü, ağrıyı algılamasını etkileyen kültürel durumu ve hissiyat durumu ile geniş çapta değişikliklere uğrar. Hastanın yaşı, algılama kabiliyeti ve kullandığı ağrı kesiciler bu testte yanlış değerlendirmelere yol açan faktörlerdir.

Kafeinin etki mekanizması

Kafeinin etkileri kişinin fiziki yapısına, kullanılan kafein miktarına, kişinin metiksantine (kafeinin yapısında bulunan bir alkaloit) olan alışkanlığına ve çevresel faktörlere bağlıdır. Kafeinin merkezi sinir sistemini uyarıcı etkisi vardır. Kafein bu direkt etki ile yorgunluk ve yorgunluk algılanmasına engel olur. Bu endorfin salımının artırılması ile fiziksel eforla meydana gelen ağrı ve yorgunluk hissini azaltan hormonların uyarılması ile gerçekleşir.

Kafein aynı zamanda çok güçlü bir zihin uyarıcıdır. Motor koordinasyonu bozabilir. Küçük dozlarda kafein alınımında dahi, çabuk reaksiyon ve hızlı hareket sağlanabilir.

Kafein ve amfetamin gibi uyaranların kullanımı sonucunda sempatik sinir sisteminden epinefrin ve nörepinefrin salımı artar. Bu hormonlar lipolitik (yağ yakıcı) etkiye sahiptir.(13)

Kafein ve kronik ağrı ilişkisi

Günümüzde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) artık kronik ağrıları sadece bir ağrı olarak ele almaktan çok, kronik ağrı adı altında bir hastalık olarak ele almaktadır ve çalışmalarını buna göre şekillendirmektedir. Kronik ağrı bir hastalık olarak kabul edilir ise beraberinde giden kanser, kireçlenme gibi hastalıkların ağrılarının kesilmesinde hangi kimyasal maddelerin rol oynadığını aydınlatmak önemli bir konudur.

Kronik ağrısı olan  hasta gruplarından migren hastaları sık sık sert bir kahvenin migren ataklarından bazılarını durdurduğunu belirtirler. Kafein maddesi birçok baş ağrısı ilacının bileşeninde bulunmaktadır. Yine kafein bu tip ilaçların vücutta emiliminde yardımcı rol oynar. Kafeinin kendi başına ağrı kesici etkisini araştıran az sayıda bilimsel makale mevcuttur. Onları incelediğimizde ise genel kanı kafeinin vücut ağrılarını dindireceği yönündedir. (8)

Kafein yoksunluğuna bağlı baş ağrısının mekanizmasını inceleyen bir ekip kafein tableti ve plasebo tablet kullanarak çift kör araştırma tekniği kullanmıştır. Katılımcıların tabletlere verdikleri tepki üç farklı yolla ölçüldü: Elektroensefalogram (EEG) yoluyla beyindeki elektriksel etkinlik, ultrason yoluyla kafa içi kan akış hızı ve soru-cevap yoluyla katılımcıların hissettikleri öznel etkiler. Sonuç olarak; tüm karşılaştırmalar yapıldığında, kafein tüketiminin durdurulmasının beyindeki kan akış hızında ve beynin elektriksel etkinliğinde değişikliklere yol açtığı, bu durumun EEG’de teta ritmini artırdığı ve katılımcılarda yorgunluk, bitkinlik artışı yaşadıkları ifadelerine yol açtığı gözlemlenmiştir.

Bu bulgular, kafein eksikliğine bağlı baş ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu gibi fizyolojik olayları kanıtlar nitelikte olmuştur. Ancak aynı testte sürekli kafein alımına devam eden deneklerde herhangi bir fayda ve yarar saptanamamıştır.(3)

Bir diğer çalışmada non-spesifik bel ağrılı hastalardaki kafein tüketimi ve diyet alışkanlıkları benzer yaş ve cinsteki bel ağrısı olmayan sağlıklı kontrollerle karşılaştırılma yapılmıştır. K=25 E=24 hasta grubundaki günlük ortalama kafein alımı 328mg/gün kontrol grubunda ise 289mg-gün olarak hesaplanmış; VAS ile değerlendirilen hastalarda çalışma sonucunda istatiksel olarak anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. (10)

Özellikle son yıllarda kadınlarda aşırı kafein tüketiminin osteoporoza yol açtığı hakkında yayınlar çıkmaktadır. Osteoporozun ise genel omurga boyunca ağrılara yol açtığı bilinmektedir. Dolayısı ile aşırı kafein tüketiminin endirekt yollarla osteoporoz ile ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. (4-5)    

Ayrıca kafeinin aşırı kullanımının bulantı, kusma, ajitasyon, kalp hızının artması ve özellikle erkek hastalarda göğüs ağrısı yaptığı da yayınlarda yer almıştır. Bu vakalar özellikle Amerikan zehir kontrol merkezi tarafından enerji içeceklerini çok kullanan kişilerde bildirilmiştir. (6) Kafeinin kullanıldığı diğer alanlarda: Ağrı kesicilerin içinde, astım hastalığı, safra kesesi hastalıkları, konsantrasyon bozuklukları, yeni doğanlarda nefes darlığı, düşük kan basıncı, kilo kaybı, Tip-2 Diyabet vb.(2-11-12)

KAYNAKÇA

  1. Wikipedia, 2012. Caffein. [online] Available at: <http://en.wikipedia.org/wiki/Caffeine> [Accessed 19 Haz. 12]
  2. Heckman, A., Weil, J., Gonzalez De Mejia, E., 2010. Caffeine (1,3,7-trimethylxanthine) in Foods: A Comprehensive Review on Consumption, Functionality, Safety, and Regulatory Matters, Journal of food science, Vol. 75, Nr. 3, pp.77-87.
  3. Özbal, Ö., 2009. Kafein Eksikliği. Bilim ve Teknik. Haziran 2009, p.13
  4.  Boorman, P., 2011, Kemik ve Eklemlerimizi Nasıl Korumalıyız. [online] available at:http://www.geriatri.org.tr/sempozyumkitap2011/7.pdf [accesed 18 June 2012]
  5. Başkan, B. M., Sivas, F., Güler T., Özoran, K., 2009, Kronik Bel Ağrısı, Risk Faktörleri ve Kemik Mineral Yoğunluğu Üzerine Etkisi, Turkish Journal of Rheumatology, [online]available at:http://www.romatizmadergisi.org/archive.php3 [Accesed 18 June 12]
  6.  Reissing, C, J., Strain, E. C., Griffiths, R. R., 2009. Caffeined energy drinks-A growing problem. ScienceDirect, [online] 21 Septemer, Available at: http://www.sciencedirect.com [accesed 19 June 12]
  7.  Darnal, B. D., Aickin, M., Zwickey, H., 2010. Pilot Study of inflammatory Responses Following a Negative Imaginal Focus in Persons With Chrocic Pain: Analysis by Sex/Gender, Gender Medicine, 7, 3, pp.247-260
  8. Mayo Clinic Staff., 2011. Caffeine content for coffee, tea, soda and more. [online] Mayo Clinic. Available at: < http://www.mayoclinic.com/print/caffeine/AN01211/METHOD=print> [Accesed 19 June 2012].
  9. Whitten, C. E., Evans, C. M., Cristobal, K. 2005. Pain Management Doesn’t have to be a Pain:

Working and Communicating Effectively with Patients who have Chronic Pain, The Permanente Journal, 9, 2, pp. 41-48

  1. Dıraçoğlu, D., Karan, A., Aydoğan, Aliye., Şencan, S., Aydın. R., Orhan, Y., Aksoy, C., 2008. Non Spesifik Bel Ağrısı Kafein Tüketimi ve Beslenme Alışkanlıkları ile İlişkili mi?, [Online] Nobel Medicius. Available at:< http://www.nobelmedicus.com/contents/200842/26-30.htm> [Accesed 20 June 2012].
  2. Haller CA, Benowitz NL, Jacob P 3rd. Hemodynamic effects of ephedra-free weight-loss supplements in humans. Am J Med 2005;118:998-1003
  3. Winkelmayer WC, Stampfer MJ, Willett WC, Curhan GC. Habitual caffeine intake and the risk of hypertension in women. JAMA 2005;294:2330-5.
  4. Gören. Z., 1996, Tez: Bir uyaran olarak kafeinin egzersiz performansı ve metabolik profile etkisi.