Prematüre doğan bebeklerin yaşam şansı giderek artıyor

Prematüre doğum oranının son yıllarda artış sergilediği gözleniyor. Ancak aynı şekilde, prematüre doğumlarda yaşam şansı da giderek artıyor. Gelişen teknoloji sayesinde 1000 gramın altında doğan bebekler dahi yaşatılabiliyor. Halk arasında “erken doğum” olarak bilinen prematüre doğum sayısında, dünya genelinde son 15-20 yılda yüzde 10’a varan oranlarda artış gözleniyor. Türkiye’de ise ortalama her 10 doğumdan 1’i prematüre doğum olarak gerçekleşiyor. Öte yandan prematüre gerçekleşen doğumlarda yaşam şansının da benzer oranlarda arttığı görülüyor. 17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Erdem Hastahanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Fazilet Metin, normal hamilelik süresinin 40 hafta olduğunu hatırlatarak, “Genel anlamda 38 haftadan daha erken bir sürede gerçekleşen her doğum prematüre, bu şekilde doğan her bebek de prematüre bebek olarak adlandırılıyor. Bu doğumlardan 35 ilâ 38 haftada gerçekleşenler herhangi bir kuvöz tedavisi olmadan annesinin yanına verilebilirken, 35 haftadan erken doğan bebekler ise başta kuvöz dâhil bazı tıbbi müdahalelere ihtiyaç duyabiliyorlar” dedi.

Bir bebek neden erken doğar?

Prematüre doğumun çok çeşitli sebepleri olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Metin, “Bunların arasında genetik yatkınlık, yaş, gebelik dönemindeki beslenme alışkanlıkları, kalp, böbrek hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi kronik ve kalıtsal hastalıklar, fiziksel ve ruhsal travmalar, alkol, sigara ve ilaç kullanımı gibi birçok sebep sayılabilir. Örneğin 18 yaş altı ve 35 yaş üstü gebeliklerde veya ikiz, üçüz gibi çoğul gebeliklerde de prematüre doğum riski diğerlerine göre daha yüksek oranlarda gözlemlenebiliyor” diye konuştu.

Son yıllarda prematüre doğum oranının da, prematüre doğan bebeklerin yaşama şansının da arttığını kaydeden Uzm. Dr. Metin, “Bunun başlıca sebebi tıpta yaşanan teknolojik gelişmeler. Örneğin, günümüzde oldukça yaygınlaşan yenidoğan yoğun bakım üniteleri sayesinde artık 24 haftanın 1000 gramın altında bir ağırlıkla doğan bebekler dahi yaşatılabiliyor. Halbuki 1990’lar öncesinde bu bebeklerin yaşayamayacağı varsayılırdı” dedi. Bir başka nedenin de tüp bebek uygulamalarındaki düzenlemeler olduğunu ifade etti.